Carmelo Amalfi: Zamanın Ruhunu Tasarlamak
Yazar: Kerem Karaaslan | Tarih:
Carmelo Amalfi ile saat tasarımının özü: hikâye, oran, estetik ve mühendisliğin buluştuğu noktada zamanın nasıl somutlaştığını keşfedin.
Saat tasarımına ilk olarak nasıl ilgi duymaya başladınız? Bu yolculuğun başlangıç noktası neydi?
Bu bir nevi içgüdüydü: Her zaman grafik, illüstrasyon ve ürün tasarımıyla ilgilendim. Uzun yıllar reklam sektöründe çalıştım. Başlangıçta, saatçilik kadar sevdiğim bir alanda bir şeyler üretmeyi denemek bana çok doğal geldi. İlk tasarımımı yaptığımda zaten bir saat tutkunuydum; hatırlıyorum, tek ibreli bir saatti. O andan itibaren, sevdiğin bir şeyi tasarlayabilmenin ne kadar muhteşem olabileceğini düşündüm.
Saat tasarımcısı olmaya karar verdiğinizde sizi en çok hangi tasarımcı, marka ya da estetik yaklaşım etkiledi?
Başladığım dönem koleksiyonculuğumun ilk yıllarıydı; o zamandan bu yana saat estetiği çok değişti. O dönem büyük markaları çok seviyordum (bağımsız markalar bugün olduğu kadar popüler değildi), özellikle de çok “grafik” bir tasarım yaklaşımına sahip olan Tag Heuer’i. Kadranlarını gerçekten çok seviyordum… kaderin bir cilvesi olarak, üretime giren ilk tasarımım da aslında bir Tag Heuer oldu.
Bir saat tasarlamaya başladığınızda ilk düşündüğünüz şey genelde nedir: kasa mimarisi, kadran kompozisyonu, oranlar mı yoksa anlatmak istediğiniz hikâye mi?
Bir saatin kalbi, anlatmak istediği hikâyede yatar. En büyük zorluk, onu diğerlerinden ayıracak bir ruh kazandırmaktır. Konsept belirlendikten sonra gerçek tasarım sürecine geçilir; önce kasa, ardından kadran gelir.
Saat tasarımında “denge” sizin için ne ifade ediyor? Matematiksel oranlar mı yoksa sezgisel estetik mi daha önemli?
İkisi de. Önce yaratıcılığı serbest bırakırsınız, ardından her şeyi mümkün olan en iyi geometrik şekilde rafine edersiniz ki sonuç uyumlu ve göze hoş gelsin. Belki kimse Altın Oran’ın uygulandığını fark etmez ama bilinçaltı bunu hisseder.
Saat kadranı çok küçük bir yüzey. Onu daha çok bir tablo, mimari plan mı yoksa grafik kompozisyon olarak mı görüyorsunuz?
Ben onu her zaman kendi başına bir dünya olarak gördüm ve buna büyük saygı duymak gerekir. Saatler saatlerden ibaret değildir; anlatması zor ama ötesine geçerler. Sanat, mimari ve grafikten beslenirler ama kendilerine özgü kuralları vardır ve bu kurallara uyulmalıdır.
Günümüzde birçok tasarım geçmişe referans veriyor. Sizce tasarımcı için en büyük risk nedir?
İlham tasarım için çok büyük bir destektir. Picasso bile Lascaux mağaralarına girip o muhteşem duvar resimlerini gördüğünde tüm sanatın aslında bir ilham zinciri olduğunu anlamıştı. Risk, geçmişi birebir kopyalamak ve yenilik getirmeden her şeyi bir “devam filmi”ne dönüştürmektir.
Geriye dönüp baktığınızda sizi en çok şaşırtan tasarım hangisi?
Kesinlikle bir sonraki tasarımım. Şaka bir yana, üretime giren tüm saatlerim başarılı oldu; bunda sağlam projelerin ve sektördeki insanlarla yaptığım iş birliklerinin payı büyük. Özellikle bu yolculuğa birlikte başladığım dostum Bruno’ya (Giorgione) minnettarım.
Geçmiş tasarımlarınızdan birini bugün yeniden yapsaydınız neyi değiştirirdiniz?
Yaklaşık 10 yıl önce tasarladığım bir Louis Erard modelindeki mavi tonunu değiştirirdim. Bugün çok önemli görünmeyebilir ama o zaman farklı olmasını isterdim.
Tasarladığınız saatler arasında en kişisel ya da en cesur bulduğunuz hangisi?
Kesinlikle Squale Abisso Limited Edition. 2020’de, markanın artık üretmek istemediği bir kasa (Sub38) üzerine kuruluydu. Bu kasayı olağanüstü buluyordum ve tamamen bana ait bir proje yapmak istedim. Sonunda ortaya çıkan iki versiyon hâlâ dünya genelinde talep görüyor.
Üretim sürecinde beklenmedik teknik zorluklarla karşılaştınız mı?
Sayısız. Tasarım dünyası sürprizlerle doludur çünkü eninde sonunda gerçekle karşılaşırsınız. Ancak sorunlar aynı zamanda birer meydan okumadır ve ben bu meydan okumaları severim.
Tasarım aşamasında düşündüğünüz ama üretimde değişmek zorunda kalan detaylar oldu mu?
Maalesef evet. Saatçilikte de her sektörde olduğu gibi optimizasyon gerekir ve bazen kaçınılmaz olarak tavizler verilir.
Saat tasarımı ile Rönesans’ın oran ve geometri anlayışı arasında bir bağ görüyor musunuz?
Kesinlikle. Daha önce de söylediğim gibi, fark edilmez ama zihin bunu algılar. Geometrik kuralları uygulamak önemlidir.
Bir saat tasarımını gerçekten sanatsal yapan nedir?
Sanatsal algı çok kişiseldir. Bana göre en iyi saatler aynı zamanda en sade olanlardır. Örneğin, Cartier'nin ikonikliği bunun en güzel örneklerinden biridir.
Saatçilikte en büyük değişim teknik yenilikle mi yoksa estetik devrimle mi geldi?
Birini diğerinden ayırmak mümkün değil. Tasarım devrimleri çoğu zaman teknik yeniliklerle bağlantılıdır. Urwerk gibi markalarda bunu görmek beni çok etkiliyor.
Günümüz tasarımcıları gerçekten yeni şeyler mi yaratıyor yoksa geçmişi mi yeniden yorumluyor?
Bu döngüsel bir süreç. Şu anda yenilik arayışı çok güçlü; özellikle bağımsız ve mikro markalarda bunu görmek mümkün. Bu, saatçilik için harika çünkü daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor.
Mühendislerle yaptığınız en ilginç tartışma neydi?
Muhtemelen şu anda yaptığım bir tartışma… oldukça zorlayıcı bir mühendislik problemi içeriyor ama şimdilik detay veremem. Belki bir sonraki röportajda anlatırım.
Mekanizma boyutu veya kasa kalınlığı gibi kısıtlamalar engel mi yoksa yaratıcılığı tetikleyen unsurlar mı?
İkisi de. Küçük bir mekanizmayı büyük bir kasaya koymak sorun yaratır ama aynı zamanda yaratıcı çözümler doğurur. M.A.D.2 bunun güzel bir örneği.
Bir saat tasarımcısının görevi estetik yaratmak mı yoksa mekanik mühendisliği ortaya çıkarmak mı?
Tasarımcı, dahiyane fikirler üreten bir yaratıcılık kaynağıdır… mühendislerin görevi ise bu “çılgınlıkları” gerçeğe dönüştürmektir.
Tasarım sürecinde daha zor olan nedir: eklemek mi çıkarmak mı?
Bir Parmigiani modelinden tüm indeksleri çıkarmıştım; bu yaptığım en zor şeydi. Eklemek kolaydır ama iyi bir yemek her zaman az malzemeyle yapılır.
Saat tasarımı zamanı somutlaştırmak olarak görülebilir mi?
Kesinlikle evet. Eğer entropi düzensizliğin artışını ifade ediyorsa, saat kaosa düzen getiren araçtır. Saat tasarlamak, zamanın okunu somut bir nesneye dönüştürmektir.
Saat tasarımında hâlâ keşfedilmemiş estetik alanlar var mı?
Kesinlikle var. Geçmişe bağlı ama aynı zamanda geleceğe bakan bir alan bu. Hem mekanik hem estetik anlamda keşfedilecek çok şey olduğuna inanıyorum.
Mükemmel bir saat var mı? Tüm sınırlamalar kalksa nasıl bir saat tasarlardınız?
Saatçilik insan doğasını yansıtır: karmaşık ve kırılgan. Bu yüzden mükemmel bir saat hayal etmek zor. Saatler bizim en iyi yansımalarımızdan biridir; bir kalbi vardır, ilgi ister ve sahip olduğumuz en değerli şeyi, zamanı ölçer. Kusurlu bir insan kadar kusursuz bir saat olabilir mi sizce?