Frédérique Constant CEO’su Niels Eggerding ile Röportaj: “Bir Minute Repeater Geliştirmek İsterdim”
Yazar: Kerem Karaaslan | Tarih:
Frédérique Constant CEO’su Niels Eggerding ile markanın manufaktür mekanizmalarını, erişilebilir saatçilik anlayışını ve gelecek hedeflerini konuştuk.
Portföyünüz büyük ölçüde klasik dress watch’lar ile spor saatler arasında konumlanan modellerden oluşuyor. Bu yönelim bilinçli ve uzun vadeli bir stratejik karar mı? Gelecekte ürün gamınıza gerçekten “tool watch” olarak tanımlanabilecek koleksiyonlar eklemeyi düşünüyor musunuz?
Frédérique Constant olarak konumlandırmamızı oldukça bilinçli bir şekilde belirledik. Temel odağımız; zamansız tasarımı, güçlü fiyat-değer dengesini ve yüksek kaliteli işçiliği bir araya getiren klasik saatlerdir. Highlife koleksiyonu bir ölçüde bu iki dünyanın arasında yer alıyor ancak onu gerçek anlamda bir spor ya da tool watch’tan ziyade “sport-chic” olarak tanımlıyoruz. Öte yandan spor saatler konusunda güçlü ve köklü bir odağa sahip kardeş markamız Alpina bulunuyor. Bu sayede Frédérique Constant’ın net ve kendine özgü kimliğini korurken saatçiliğin daha teknik ve sportif tarafına da hitap edebiliyoruz.
Frédérique Constant, perpetual calendar gibi prestijli bir komplikasyonu yaklaşık 10.000 avro seviyesinde, görece erişilebilir bir fiyatla sunarak özel bir itibar kazandı. Gelecekte Frédérique Constant’ın kendi yorumuyla daha geniş bir kitleye ulaştırmayı hayal ettiğiniz başka hangi komplikasyonlar var?
Keşfetmeyi çok istediğimiz başka komplikasyonlar elbette var. Örneğin bir repeater son derece heyecan verici olurdu. Geleneksel saatçiliğin en büyüleyici ve teknik açıdan en zorlu komplikasyonlarından biri. Bu komplikasyonu Frédérique Constant’ın kendi yorumuyla daha geniş bir kitle için erişilebilir hâle getirmek oldukça ilgi çekici bir meydan okuma olurdu.
Frédérique Constant, Citizen Group bünyesinde faaliyet gösteriyor. Markanın grup içindeki konumunu, sahip olduğu bağımsızlık seviyesini ve grubun diğer şirketleriyle arasındaki teknik veya stratejik ilişkileri daha ayrıntılı biçimde açıklayabilir misiniz?
Citizen Group, holding yapısı altında faaliyet gösteren 100’den fazla şirketiyle oldukça büyük bir organizasyon. Bununla birlikte farklı şirketler ve markalar, faaliyetlerini yürütme ve işlerini yönetme biçimleri konusunda önemli ölçüde bağımsızlığa sahip. Frédérique Constant bu girişimci yaklaşımdan faydalanırken aynı zamanda stratejik ve finansal yönetimi Tokyo’da bulunan güçlü, uluslararası bir grubun parçası olmanın avantajlarını da taşıyor. Citizen Group bünyesindeki diğer şirketler ve iştiraklerle hem dağıtım hem de teknik alanlarda sinerji oluşturma fırsatlarımız bulunuyor. La Chaux-de-Fonds merkezli manufaktür La Joux-Perret ile ilişkimiz bunun güzel bir örneği. Bu ilişki sayesinde solar quartz teknolojisinden mekanik mekanizmalara kadar farklı alanlardaki uzmanlıklardan yararlanabiliyoruz.
Frédérique Constant’ın bazı rakipleri kadar büyük bir pazarlama bütçesine sahip olmadığı izlenimindeyim. Sizce markanın daha görünür hâle gelmesi gerekiyor mu? Görünürlük, iletişim ve pazarlama yatırımlarına yönelik genel yaklaşımınızı nasıl tanımlarsınız?
Pazarlama yaklaşımımız, ürün stratejimizle çok yakından bağlantılı. Erişilebilir bir fiyat seviyesinde yüksek ürün değeri sunmayı amaçladığımız için bazı rakiplerimizden farklı bir kâr marjı yapısıyla çalışıyoruz. Bu durum doğal olarak pazarlama yatırımlarımız konusunda son derece disiplinli ve seçici olmamızı gerektiriyor. Öte yandan satış hacmimiz arttıkça daha fazla görünürlük yaratabiliyoruz. Bu, kendi kendini besleyen olumlu bir döngü: Güçlü ürünler satışları artırıyor, artan satışlar da iletişim ve görünürlüğe daha fazla yatırım yapmamıza imkân tanıyor. Hızlanmamız gereken bir fırsat gördüğümüzde ise bunu yapmaya hazırız. İnovasyon da görünürlük stratejimizde çok önemli bir rol oynuyor. Gerçekten yenilikçi veya beklenmedik bir ürün sunduğunuzda; basın, perakendeciler ve en önemlisi müşteriler nezdinde marka etrafında doğal bir heyecan oluşuyor. Bu, bize anlatabileceğimiz güçlü bir hikâye sunuyor ve geleneksel pazarlama yatırımlarının ötesinde organik bir ilgi yaratıyor. Dolayısıyla bizim için görünürlük yalnızca daha fazla para harcamak anlamına gelmiyor. Akıllıca yatırım yapmak, doğru ürünlere sahip olmak ve marka etrafında gerçek bir heyecan yaratmak anlamına geliyor.
Frédérique Constant geniş bir koleksiyona sahip ve farklı fiyat seviyelerinde çok sayıda model sunuyor. Bu çeşitlilik, markanın ilk bakışta tanınabilecek güçlü bir tasarım kimliği oluşturmasını zorlaştırabilir mi? Önümüzdeki yıllarda koleksiyon sayısını azaltarak veya belirli tasarım kodlarını öne çıkararak daha tutarlı bir Frédérique Constant kimliği oluşturmayı düşünüyor musunuz?
Koleksiyonumuzun genişliğini bir zayıflık değil, güç olarak görüyoruz. Omega, Longines veya Vacheron Constantin gibi başarılı markalara baktığınızda onların da birden fazla koleksiyonu ve fiyat segmentini kapsayan geniş portföylere sahip olduğunu görürsünüz. Bu yaklaşım, daha geniş bir kitleye ulaşma ve daha fazla sayıda perakendeciyle çalışma fırsatı sağlıyor. Sonuç olarak bu çeşitlilik, satış hacmi oluşturma kapasitemizi de destekliyor. Aynı zamanda geniş bir koleksiyona sahip olmamız, net bir kimliğimiz bulunmadığı anlamına gelmiyor. Farklı koleksiyonlarımızın tamamında kendisini gösteren güçlü tasarım kodları ve değerler var. Bu nedenle odağımız koleksiyon sayısını önemli ölçüde azaltmaktan ziyade, tutarlı bir marka kimliğini korurken her koleksiyonun genel Frédérique Constant evreninde açık ve net bir role sahip olmasını sağlamak.
Manufaktür mekanizmalar üretmek saat meraklıları açısından önemli bir değer taşıyor. Ancak birçok müşteri için tasarım, fiyat veya marka bilinirliği daha belirleyici olabiliyor. Manufaktür mekanizmalara yaptığınız yatırımın ticari karşılığını nasıl ölçüyorsunuz? Müşterilerin Frédérique Constant’ı artık yalnızca tasarımları için değil, özellikle mekanizmaları nedeniyle de tercih ettiği bir noktaya ulaştığınızı düşünüyor musunuz?
Manufaktür mekanizmaların yatırım getirisini tek başına ölçmek zor çünkü sağladıkları değer doğrudan satış rakamlarının çok ötesine geçiyor. Bu yatırımın karşılığını söz konusu mekanizmaları kullanan ürünlerin satış performansında görüyoruz. Bunun yanında bu mekanizmaların marka algısı üzerindeki etkisi de son derece önemli. Bugüne kadar 35 manufaktür mekanizma geliştirmiş olmamız, Frédérique Constant’a gerçek bir farklılaşma noktası kazandırıyor. Bu, özgünlüğümüze, anlattığımız hikâyeye ve nihayetinde markanın arzu edilirliğine önemli ölçüde katkıda bulunuyor. Ayrıca saatlerimizin arkasındaki teknik ve horolojik içeriği özellikle takdir eden ve bunu arayan müşteri grubunun giderek büyüdüğünü görüyoruz. Tasarım ve fiyat elbette hâlâ çok önemli satın alma nedenleri ancak manufaktür mekanizmalarımız, Frédérique Constant’ın sunduğu değere yeni bir güvenilirlik ve nitelik katmanı ekliyor. Bu nedenle bizim için manufaktür mekanizmalara yatırım yapmak yalnızca belirli bir kalibreyi satmak anlamına gelmiyor. Uzun vadeli marka değeri oluşturmak ve müşterilere Frédérique Constant’ı seçmeleri için ikna edici bir neden daha sunmak anlamına geliyor.
Erişilebilir fiyatları koruyabilmek için geliştirme sürecinde bir komplikasyondan, malzemeden veya teknik çözümden vazgeçmek zorunda kaldığınız oldu mu? Bir proje fazla maliyetli hâle geldiği için durdurulduğunda, teknik hedefleriniz ile markanın fiyatlandırma felsefesi arasındaki sınırı nasıl belirliyorsunuz?
Evet, kesinlikle. Geçmişte bu tür kararlar almak zorunda kaldık. Akıllı saat projesi buna iyi bir örnek. Proje hem finansal açıdan hem de görev alan ekipler bakımından önemli miktarda kaynak gerektiriyordu. Potansiyel yatırım getirisi olumlu olsa da projeyi geliştirmek ve desteklemek için gereken kaynak ve enerjiyle karşılaştırıldığında yeterli değildi. Bu nedenle bizim için mesele yalnızca bir projenin getiri sağlayıp sağlayamayacağı değil. Organizasyondan ne kadar yatırım, zaman ve enerji talep ettiğini ve o projeyi sürdürürken başka hangi fırsatlardan vazgeçebileceğimizi de değerlendirmemiz gerekiyor. Bu, karar verme sürecimizin önemli bir parçası. Teknik ve horolojik açıdan iddialı kalmak istiyoruz ancak aynı zamanda Frédérique Constant’ın erişilebilir fiyatlarla güçlü bir değer sunma felsefesine de sadık kalmalıyız.
Frédérique Constant, klasik saatçilik estetiğini modern üretim yöntemleriyle birleştiriyor. El işçiliğinin gerçekten değer kattığı alanlarla yalnızca romantik bir pazarlama unsuru olarak kullanıldığı alanları nasıl ayırıyorsunuz? Sizce bir Frédérique Constant saatinin üretiminin hangi aşamalarında insan dokunuşu vazgeçilmezdir?
İnsan dokunuşu bütün süreç boyunca vazgeçilmezdir: Bir saatin ilk geliştirme ve tasarım aşamasından üretimine ve montajına, oradan da tamamlanan ürünün son müşteriye ulaştırılmasına kadar. Biz kendimizi “insan odaklı bir manufaktür” olarak görüyoruz. Teknoloji ve modern üretim yöntemleri önemli araçlardır ancak çalışanlarımızın uzmanlığını ve bilgi birikimini destekler; onların yerini almaz. Nihayetinde saatçilik son derece insani bir endüstri. Ya bu işe tutkuyla bağlısınızdır ya da onu özel kılan şeyi tam anlamıyla kavrayamazsınız. Bir Frédérique Constant saatine karakterini ve değerini kazandıran şey; insan uzmanlığı, tutku ve ayrıntılara gösterilen özendir.
Saat endüstrisinde sıklıkla yeni modellerden söz edilirken bir saatin yirmi veya otuz yıl sonra nasıl bakım göreceği çok daha az gündeme geliyor. Bugün geliştirdiğiniz manufaktür mekanizmaların uzun vadede servis edilebilirliğini nasıl planlıyorsunuz? Elektronik parçalar, özel bileşenler veya artık üretilmeyen kalibreler konusunda müşterilerinize nasıl bir güvence sunmak istiyorsunuz?
Bence bu, pazara yeni giren bazı mikro markalara bakarken sormamız gereken ilk sorulardan biri: Bugün sattıkları saatlere yirmi veya otuz yıl sonra servis verebilmek için hâlâ var olacaklar mı? Frédérique Constant 40 yıldır faaliyet gösteriyor ve önümüzdeki 40 yıl boyunca da burada olmayı hedefliyoruz. Bu devamlılık, müşterilerimize sunduğumuz değerin ve güvencenin önemli bir parçası. Bu nedenle uzun vadeli servis edilebilirliği son derece ciddiye alıyoruz.
Frédérique Constant, köklü İsviçre saat markalarının birçoğuna kıyasla daha kısa bir geçmişe sahip. Bu durum, sürekli geçmişteki tasarımlara dönmek yerine geleceğin klasiklerini yaratmanız için size daha fazla özgürlük sağlıyor mu? Güncel koleksiyondaki hangi modelin elli yıl sonra markanın tarihini tanımlayan bir saat olarak hatırlanabileceğini düşünüyorsunuz ve neden?
Daha kısa bir geçmişe sahip olmak kesinlikle daha zorlayıcı. Köklü İsviçre markalarından bazıları kadar geniş bir mirastan yararlanamıyoruz, dolayısıyla yalnızca geçmişimize güvenemeyiz. Bu durum bizi ilham verici, yaratıcı ve yenilikçi olmaya itiyor. Aynı zamanda ekiplerimizi dinamik tutuyor; sürekli geleceğe bakmaya ve sektörde yaşanan gelişmeleri yakından takip etmeye teşvik ediyor. Diğer taraftan görece genç olmamız bize belirli bir esneklik ve özgürlük sağlıyor. Sürekli geçmişe bakmak yerine yeni ikonlar yaratabiliyoruz. Ayrıca bugün artık küçük ve genç bir marka değiliz. Önemli bir üretim ölçeğine, uluslararası bir dağıtım ağına ve pazarda güçlü bir varlığa sahibiz. Dolayısıyla gelecek için kalıcı klasikler yaratabilecek kapasitedeyiz. Güncel koleksiyonumuza baktığımızda tarihimizin belirleyici parçaları olabilecek birkaç model var: Classic Worldtimer Manufacture, Classics Heart Beat Moonphase Date, Classics Moneta, Classics Manchette ve Highlife koleksiyonu. Bunların her biri Frédérique Constant kimliğinin farklı bir yönünü temsil ediyor. Ancak bir tanesini seçmem gerekirse Worldtimer Manufacture özellikle güçlü bir aday olurdu. Özgün ve kolayca tanınabilen bir tasarımı gerçek manufaktür uzmanlığıyla bir araya getiriyor. Daha da önemlisi, sofistike saatçiliği daha geniş bir kitle için erişilebilir hâle getirme felsefemizi yansıtıyor.
Monolithic Manufacture gibi teknik açıdan iddialı projeler, markanın mühendislik kapasitesini ortaya koydu. Ancak böylesine radikal bir teknolojiyi güvenilir, üretilebilir ve uzun vadede servis edilebilir hâle getirmek bambaşka bir zorluk. Bu projeden teknik veya ticari açıdan hangi dersleri çıkardınız ve bu dersler gelecekteki mekanizmalarınızı nasıl etkileyecek?
Çıkardığımız temel ders oldukça basit: Fazla hızlı hareket etmemek ve ürünü pazara sunmak için acele etmemek gerekiyor. Teknik inovasyon zaman ister. İnovasyon yalnızca piyasaya çıktığı anda etkileyici olmakla kalmamalı, uzun vadede de sürdürülebilir olmalıdır.
Bir saat geliştirilirken tasarım ekibi, mekanizma mühendisleri, satış departmanı ve farklı ülkelerdeki distribütörler aynı üründen farklı şeyler bekleyebilir. Bu görüşler çatıştığında nihai kararı hangi kriterler belirliyor? Yakın zamanda, kişisel tercihiniz farklı olmasına rağmen ekibinizden veya müşterilerden gelen geri bildirimler nedeniyle değiştirdiğiniz önemli bir ürün kararı oldu mu?
Müşteri geri bildirimlerine büyük önem veriyoruz. Kapsamlı kıyaslama çalışmaları yürütüyor ve müşterilerimizin söylediklerini dikkatle dinliyoruz. Geniş ölçekte elde edilen bu objektif geri bildirimler, nihayetinde ekiplerdeki herhangi bir kişinin şahsi görüşünden daha önemli. Elbette tasarımcılarımızın, mühendislerimizin, satış ekiplerimizin ve distribütörlerimizin uzmanlıklarını ve görüşlerini dikkate alıyoruz. Ancak fikir ayrılıkları yaşandığında en güçlü referans noktamız müşteridir. Kararların herhangi bir kişinin kişisel tercihlerinden ziyade pazarın gerçekten ne istediğine göre şekillenmesi gerektiğine inanıyoruz.
Bazı İsviçre saat markaları değerlerini sınırlı üretim ve ayrıcalık üzerine kurarken Frédérique Constant, mekanik saatçiliği mümkün olduğunca geniş bir kitleyle buluşturmayı amaçlıyor. Erişilebilirlik, arzu edilirlik ve ayrıcalık arasındaki denge hangi noktada bozulmaya başlar? Üretim hacmi arttıkça markanın değerini korumak için hangi sınırları belirliyorsunuz?
Rolex’in, yüksek üretim hacmi ile ayrıcalığın birbiriyle çelişmek zorunda olmadığını gösteren çok iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum. Rolex yılda yaklaşık bir milyon saat üretiyor ancak marka hâlâ son derece ayrıcalıklı ve arzu edilir olmayı sürdürüyor. Frédérique Constant olarak kendi segmentimizde benzer bir başarı elde etmek istiyoruz. Buradaki kilit nokta; özellikle manufaktür ürünlerimiz ve inovasyonlarımız aracılığıyla erişilebilirliği, özgünlüğü ve arzu edilirliği bir araya getirmek. Bu unsurların bir arada var olabileceğine inanıyoruz. Erişilebilir olmak sıradan olmak anlamına gelmez. Ürün kendine özgü, teknik açıdan ilgi çekici ve arzu edilir kaldığı sürece artan üretim hacmi markayı zayıflatmak yerine güçlendirebilir.
İkinci el pazarı artık müşterilerin yeni saat satın alırken verdikleri kararları da etkiliyor. Frédérique Constant saatlerinin ikinci el değerlerinin her zaman teknik niteliklerini yansıtmadığı yönündeki eleştirilere nasıl karşılık veriyorsunuz? Sertifikalı ikinci el programı oluşturarak veya eski modelleri geri satın alarak bu pazarda daha aktif rol almayı düşünüyor musunuz?
Farklı fırsatları ve Frédérique Constant’ın gelecekte bu pazarda nasıl bir rol oynayabileceğini inceliyoruz. Ancak sertifikalı ikinci el veya geri alım programı, kısa vadeli önceliklerimiz arasında yer almıyor.
Yönetim kurulunun size, ticari performansını düşünmeden yalnızca Frédérique Constant’ın saatçilik kabiliyetlerini göstermek amacıyla bir saat yaratmanız için tamamen özgürlük verdiğini hayal edin. Hangi komplikasyonu, mekanizma mimarisini ve tasarım felsefesini seçerdiniz? Böyle bir “halo” model bugün markanın kimliğine ne katardı?
İlk olarak minute repeater benzeri bir mekanizma geliştirip geliştiremeyeceğimizi araştırırdım. Geleneksel saatçiliğin en zorlu ve büyüleyici komplikasyonlarından biri olan minute repeater, manufaktürümüz için son derece önemli bir teknik meydan okuma olurdu. Böyle bir proje, markamız için gerçek bir halo model yaratırken saatçilik alanındaki uzmanlığımızın ve mühendislik kabiliyetlerimizin tamamını ortaya koymamıza imkân verirdi. Aynı zamanda bir manufaktür olarak güvenilirliğimizi güçlendirir; erişilebilirliğe bağlı kalırken üst düzey mekanik saatçiliğin sınırlarını zorlayabilecek kapasiteye sahip olduğumuzu gösterirdi.